Merhaba!
Sahne korkusu olanların sıklıkla yaşadığı bir duygudur; bir topluluğun karşısına çıkıp konuşmaya başlayacaksanız karnınız ağrır, elleriniz titremeye başlar, terlersiniz... Yine de yarattığı sıkıntıya rağmen sizi o sahneye çeken bir şeyler vardır. İnsanlara söyleyeceğiniz, onlarla paylaşacağınız her ne ise onun yarattığı heyecana karşı koymak mümkün değildir. Bu heyecan ne karnınızdaki ağrıya ne de titremenize yenilmeyecek kadar değerlidir. İşte spotların üzerimizde parladığı bu site açılışında, bu satırlar benzer bir hissiyatla yazılıyor. Sadece bu satırlarda değil, göreceğiniz tüm sayfalar boyunca da en sevdiğimiz şeylerden biri olan Harry Potter'ı paylaşmanın hazzını duyarak uğraştık. Ortaya tam da istediğimiz gibi, neşeli ve canlı bir site çıktı.
Madem bu bir tanışma yazısı, kendimizi kısaca anlatalım. Harry Potter kitaplarına ve filmlerine meraklı insanları bir araya getirmeyi planlayan bu site suretindeki "Cafe", her zaman en kaliteli yayınlarla karşınızda olacak. Giriş ücretsiz ve eğlence sınırsız... Ufak bir mekana doluşmuş sıcak haberler, doğru içerik, samimi yorumlar, farklı köşeler ve tabii ki dahası...
Geçmişten kalma mekanik düzenlerin alt üst olduğu, insanın içindeki yaratıcı, yerinde duramayan, meraklı çocuğun tükenmek bilmez bir enerjiyle harekete geçtiği bu Cafe'ye davetlisiniz. Gelin, bu farklı deneyimi birlikte yaşayalım.
26 Kasım 2005
Kutlama?
Doğum günü deyince insanın aklında pıtır pıtır parlayıp sönen sözcükleri sıralayalım: Pasta, mumlar, hediyeler, kahkahalar, nutuk, arkadaşlar... Nutuk? Pek çok insan için bu liste içinde en az "tabut" kadar yabancı, soğuk, alakasız görünebilir ama evet nutuk. Neden? Çünkü az önceki "pek çok insan" dışında kalan az sayıda kişi, kutlamalara biraz ara verip, doğum hikayeleri anlatmayı tercih edebilir. Üstelik bu 'doğuş' pek beklenmedik bir şekilde ve epeyce tuhaf şartlarda gerçekleşmişse...
Çeşitli gerekçelerden ötürü Harry Potter dünyasından elimizi eteğimizi çekmeye karar vermişken ve sadece kendi arkadaş grubumuzun girebileceği gizli bir forum kurmanın planlarını yaparken, şu anda her gün biraz daha kalabalıklaşan, Harry Potter'a adanmış bir sitenin önünde duruyoruz. Herşey o kadar hızlı ve umulmadık bir şekilde gelişti ki.. ne olduğunu tam anlamadık aslında. Tek amacımız "sadece on kişi için" kaliteli bir mekan kurmaktı; kendimizi en iyisine layık gördük ve bunun için ufak ufak fikirler oluşturmaya başladık. Önce bir, sonra iki, derken üç, dört ve beş... ki sonunda, yepyeni fikirlerden bir renk ormanı yarattık.
Ve düşündük ki, biz bu renkleri sadece kendimize saklayacak kadar bencil değiliz. İşte o zaman karar verdik bir site ismi bulmaya. Zaten hepi topu kaç kişi bilirdi ki, 100? 150?
Bir kaç denemenin ardından bulunan "Cafe", duyulduğu anda herkesin çoktan içine sinmişti bile... Bir veya iki gün sonra bu domain alındı ve renk ormanımızın gerçek hayata dönüştürülebilme olasılıkları değerlendirildi. 3 Ekim günü, hala ortada sonu gelmez fikirlerimizden başka birşey yokken, forum açıldı. İşte ilk kez o gün, Cafe için bişeyler yapmaya başladığımızı farkettik. İlk adımı attığımız gündü, forum bizim için bir başlangıç düğmesi oldu. Bundan sonraki 55 gün içinde -aslında hiç yoğunluk yaşamadan- tastamam bir cafe inşaa ettik. Hayalini kurduğumuz şeylerden yoksundu elbette. (Farkettik ki, istediklerimizi gerçekleştirmek için biraz daha zamana ihtiyacımız varmış.) Ama 26 Kasım günü Cafe'ye misafir almaya başladık. Hepi topu, bir cafe açma hayali kuran on kişiydik ve tek istediğimiz şey, elimizden gelen en iyi yeri yapmaktı ve bunu misafirlerimizle paylaşmak...
Biz fikirlerimizi hayata geçirirken eğlendik. güldük, şakalaştık. Hiçbirşey için acelemiz yoktu, forumda sohbet edip, bir yandan site sayfalarını oluşturuyorduk. Sadece ilk forum renklerini bulabilmek için 100'e yakın deneme yaptık (Kahverengi- Babylon Teması). Sırf en iyisi olsun diye... Sonuçta, bolca vakit geçireceğimiz, sadece kendimize ait olan bir yuva kuruyorduk, değil mi?
Ki zaten bundan gerisini biliyorsunuz. Çünkü bunu okuma zahmetine giren herkes, bir şekilde bu Cafe'nin gelişmesine yardım etmiştir. Örneğin, parazitler bizi güçlendirdi, hastalıklara karşı bağışıklık kazandık. Yeni dostlarımızla iyice kaynaşıp bir kalkan oluşturduk. Ve her zaman eğlendik. Kavga ettiğimiz, küstüğümüz de oldu ama sonra peşinden bakıp gülümseyebildik. Çünkü hiç birimiz kendi hırslarımıza kapılıp bir diğerimizin kafasına çıkmaya çalışmadık.
Üstelik hala o ilk kez hayalimizde yarattığımız gerçek Cafe'yi kurmak için zaman bulmuş değiliz. Ama ümidimiz var. Bir arada olduğumuz sürece, daha pek çok hayal kurup bunların gerçekleşmesini zevkle izleyeceğiz. Ve artık biliyoruz ki, hayal kuran on kişiden ibaret de değiliz. Bizimle birlikte gülen, ağlayan, sevinen yüzlerce arkadaşımız var.
Şimdi bütün bu yazılanlara bakıp gerçekten kendimizi çok önemli, mutlaka anlatılması gereken birşey sandığımızı düşünmeyin. Bu mekan, "yazmak" amacı ile değil, yaşamak için kuruldu.
Hayır, bu kuruluş hikayesini yazmaktan kastımız, kendimizi anlatmak değildir. Sadece yaşadığımız bazı şeylerin unutulmamasına yardım etmek ve hiç hesapta yokken ortaya çıkan ilginç fikirlerin, tahmin edilemeyecek hoş sonuçlar doğurabileceğini göstermektir. Bir de, eğer yanınızda arkadaşlarınız yoksa, hiçbirşeyin bir anlamı kalmayacağını hatırlatmak...
Nice yeni başlangıçlara... hep birlikte!
3 Ekim 2006